TOZLAŞMA VE BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİK

Herhangi bir yolla erkek çiçeklerde üretilen polenlerin aynı çiçeğin veya aynı bireyin / aynı türün başka bir çiçeğinin dişicik tepesine taşınmasına tozlaşma (polinasyon) denir.  Polinasyon, meyve ve tohum üretiminin temeli olup türlerin büyük çoğunluğunda polinasyon olmadan meyve ve tohum üretimi mümkün değildir. Çiçekli bitkilerin %90'ı böcekler, kuşlar ve memeli hayvanlar aracılığıyla tozlaşmaktadır. Polinatör olarak isimlendirilen tozlaşma sağlayan canlılar içinde böcekler, böcekler içinde de arılar önemli paya sahiptir. Dünya gıda üretiminin %90’ını sağlayan 82 bitki türü polinatör tarafından, bunların da %63’ü arılar sayesinde tozlaşmaktadır(1). Birçok tarımsal üründe yetersiz tozlaşma nedeniyle ürün kaybının %90’a ulaştığı bildirilmektedir. Modern tarım teknikleriyle toprakların işlenmesi ve insektisit uygulamaları sonucu böcek polinatörlerde büyük azalma vardır. Verim kaybının azalmasını önlemek için bal arılarının tozlaşma sağlamak üzere kullanılması zorunludur(2).

Her canlı türünün varlığının devamlılığı; yeni nesillerin oluşması, tohumlu bitkilerde yeni nesiller için tohumun üretilmesi, tohum üretimi için dişi çiçeğin döllenmesi, döllenme için ise erkek çiçekte üretilen polenin dişi çiçeğe ulaşması gereklidir. Bitkiler bulunduğu yere bağlı, yer değiştiremeyen canlılar olduğundan polenler; rüzgâr, su veya hayvanlar aracılığıyla taşınmaktadır. Bu nedenle doğadaki çok sayıda türün varlığını devam ettirmesinde, böylece bitki gen kaynaklarının sürekliliği ve çeşitlenmesinde, biyolojik çeşitliliğin korunmasında,  arılar önemli işlev görmektedirler.

Bal arılarının en etkin polinatör olmalarının nedenlerinin başında gelen özellik vücutlarında bulunan tüylerdir. Polenlerin yapışmasını ve taşınmasını olanaklı kılan bu yapılar sayesinde bitkilerin polinasyon işlemi garanti altına alınmaktadır. Nektar ve polen toplayan işçi arılar polinasyonun da vazgeçilmez unsuru olmaktadırlar. Ayrıca bal arılarının nektar ve polen toplama esnasında çiçeğe, parsele ve bölgeye olan bağlılığı da bu mekanizmaya önemli bir katkı sağlamaktadır(3).

Bal arılarının tozlaşmadaki eksikliği türlerin yeterince tohum üretememesi anlamına gelmekte, gıda üretimi açısından ise gıda olarak kullanılan tohum ya da meyvenin üretilememesi sonucunu doğurmaktadır. Ülkemizde de endemik bitki türlerinin yaygınlığı ve bunların büyük çoğunluğunun böceklerle tozlaştığı noktasından arıların polinasyondaki payına dikkat edildiğinde, arıcılığın doğaya zararı olmayan, aksine çok yararı olan bir tarımsal faaliyet olduğu görülmektedir. Nitekim yapılan tahmini hesaplamalara göre dünya tarımsal üretiminin en az 1/3’ünün, arıların sağladığı tozlaşma işlevi sayesinde elde edildiği bildirilmektedir(4). Dünyada monokültürel tarımın yaygınlaşması, daha geniş alanlarda ekim ve dikim işlemleri yapılması sonucunda yabani polinatörlerin yaşam alanları daralmıştır. Yabani polinatörlerden boşalan bu alan bal arıları kullanılarak kapatılmıştır. Ancak gelinen süreçte tarımsal mücadele ilaçlarının gittikçe artan dozda ve yaygın kullanımı sonucu yabani polinatörler yanında bal arısı kolonilerinde de yoğun kayıplar yaşanmaya başlanmıştır. Günümüzde pek çok etkenle birlikte koloni çöküş sendromu sonucunda da bal arıları yüksek düzeyde zarar görmektedir. Sonuç olarak polinatörlerin yüksek düzeyde azalması sonucunda da bitkisel verimlilikte önemli kayıplar yaşanmaya başlamıştır. Polinatörlerin sayısal olarak azalması yanında bazılarının neslinin tükenmesi de söz konusudur. Örneğin; 89 bitki türünü içeren 54 farklı araştırmaya dayalı yapılan analiz sonucunda bitki popülasyonlarında üreme sorununun, yetersiz tozlaşmadan kaynaklandığı belirlenmiştir(5).

Arılar çiçeklerle bitkilerin genel şekil ve görünüşlerini öğrenebilmektedirler. Aynı türün bitkilerini ziyaret ederler. Bal arılarının çalışma hızı ve bir çiçeğe tarlacılık için ayırdığı zaman farklı olmaktadır. Bir çiçekte tarlacılık süresi yaklaşık olarak; kayısıda 10, elmada 68, kirazda 82, ahudududa 116 saniye sürmektedir. Tarlacılık süresi nektarın varlığı ve nektar alım süresi ile ilgilidir. Ancak polen toplama işlemi yaklaşık iki katı kadar zamanda yapılmaktadır(6).

Bal arılarında nektar toplama özelliğinin temel nedeni bal arısının kendisi ve kolonisinin besin kaynağı gereksinimini karşılamasıdır. Bu amaçla nektarlı bitkilere giden bal arısı hortum şeklindeki dili aracılığıyla çiçeğin dip kısmında bulunan nektarı emer ve bal midesinde biriktirir(7).

Başarılı nektar toplayan bal arısının yeteneği, iyi bir besin kaynağı bulmak ve koloninin diğer üyelerine besin kaynağını ve bulunduğu yöreyi haber vermektir. Besin toplayan arının kovana döndüğündeki heyecanında, arının üzerindeki besinin kokusu başta olmak üzere besinle ilgili pek çok faktör etkili olmaktadır. Bal arıları besin kaynağını haber vermek için kovandan 100 m uzaklığa kadar besin kaynağını koloni bireylerine bildirmek için petek üzerinde Dairesel Dans yapmaktadırlar. Bal arıları kovana 100 m'den daha fazla uzaklıkta olan besin kaynaklarını koloninin diğer bireylerine bildirmek için petek üzerinde Kuyruk Sallama Dansı yaparlar(8).

Arıların kovanlarından 5-6 km uzakta, fakat daha çok 4 km yarıçaplı bir alan içerisinde tarlacılık yaptıkları gözlenmiştir. Sonuçta arıların, uçuş ve nektar toplamak için daha az zaman ve emek harcama esasıyla maksimum besin elde etmeye dayalı bir çalışma yaptıkları ortaya konulmuştur(9).

Bal arısının toplam polinasyon içindeki payı bilindiğinde üretim artışındaki payı hesaplanabilmektedir. Örneğin kayısı polinasyonunun %80’ini böcekler yapmaktadır. Bu oran içerisinde bal arılarının miktarı ise %70’dir. Dolayısıyla kayısıdaki polinasyonun %56’sı bal arıları tarafından gerçekleştirilmektedir. Sonuçta 50 kg meyve veren bir kayısı ağacının, 28 kg meyvesi bal arılarının polinasyonu ile sağlanmaktadır. Başka bir ifadeyle doğada bulunan bal arıları olmasaydı bir kayısı ağacından alınabilecek meyve miktarı 22 kg olacaktı. Polinasyon sürecinde bitkinin sağladığı nektar ve polen, bal arıları tarafından toplanarak koloni gelişimi ve besin kaynağı olarak kullanılırken bal arısının yaptığı polinasyon sayesinde de bitkilerin tohum ve meyve verimi gerçekleşmektedir. Ayrıca her iki tarafın ürettiği besinler de insan beslenmesinde kullanılmaktadır. Sonuçta polinasyonla arı ve bitki kazanım sağlarken diğer hayvanların ve insanların da besin gereksiniminin giderilmesine katkı sağlanmaktadır(10).

1. Free, J. B. 1992. Insect Pollination of Crops. Academic Press. 1-105.
2. Southwick, E. E. & Southwick Jr, L. 1992 Estimating the economic value of honey bees (Hymenoptera: Apidae) as agricultural pollinators in the United States. J. Econ. Entomol. 85, 621–633.
3. Korkmaz, A., 2015. Bal Arısı Polinasyonu. Samsun Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü Yayınları.
4. Kearns, C. A., Inouye, D. W., 1993. Techniques for Pollination Biology. University Press of Colorado.
5. Potts, S. G., Biesmeijer, J. C., Kremen, C., Neumann, P., Schweiger, O., Kunin, W. E., 2010. Trends in Ecology and Evolution Vol.25 No.6
6. Roubik, D. W., 1995. Pollination of Cultivated Plants in the Tropics. FAO Agric. Serv. Bull. No:118. Rome. 196pp.
7. Mc Gregor, S. E.1980. Pollination of Crops. Beekeeping in the United States. United States Department of Agriculture. Handbook Number 335. 107-118.
8. Frisch, K. von 1968. The role of dances in recruiting bees to familiar sites. Anim. Behav. 16, 531-535.
9. Blaauw, B. R., Isaacs, R., 2014. Flower plantings increase wild bee abundance and the pollination services provided to a pollination-dependent crop. Journal of Applied Ecology. doi: 10.1111/1365-2664.12257.
10. Korkmaz, A., 2017. Anlaşılabilir Arıcılık. Ceylan Ofset. Samsun.